ilk yazı...

Adetten sayacağım bir alıntılama ile açacağım bu köşeyi; çünkü onunla başlayan yazılar nedense hep iyi geldiler bana. Temennim size de iyi gelmesi;

"Unutma ki her an tekrar tekrar yaşanacak bir andır. Bir düşün: Sonsuzlukta hep özgürlükten kaçıyor olmanın anlamını bir düşün!" F. Nietzsche

İlk okuduğumda bu cümleleri korkmuştum, hatırlıyorum. Yaptığımı, yapacağımı ve yapmayacağımı ince ince düşünmeye başlamıştım...
Yaptığımız her şey bizi takip ediyordu ve bir kez yapıldıktan sonra her an kendini yineliyordu... Şayet kararlar özgürlükten yana değil ise sanal bir haspishaneden farksızdı bu hayat.. 

Hayatımda neyin sesi sürekli yankılansın istiyordum? hangi eylemler ölene dek beni belirleyecekti? Şu tekrar tekrar içinden hiç çıkamayacağım anları ne ile doldurmalıydım ki yinelenmesi bir eziyet değil, yaşamı kutsama olsun?

Sonra bir yerde "karar" kelimesinin ingilizcesi olan "decide" sözcüğünün kökünün "death" kelimesinden, yani ölümden geldiğini öğrenmekle resmi tamamladım. Karar vermek, sanki birini (ya da aslında kendimi) giyotine göndermek kadar keskin bir eylemdi.

Aldığım karar, alacağım karar, alamadığım karar... ve yine bir an karar vermekten de korktum, o sonsuzluğa sıkışıp kalmaktan korktuğum gibi... Neyin yaşamasına ve neyin ölmesine izin vereceğime karar vermeliydim artık... Bedeli ne olursa olsun yaşamı yücelten şeylere ve kişilere gönül verecektim... 

Dansı, müziği, sözcüklerin dansı şiiri ve bunları getiren herkesi ve herşeyi ne olursa olsun bırakmayacaktım..

Demem o ki, başkalarından önce kendi hayatını koru ve büyüt... bağlayan ve çürüten düşüncelerden kurtul... önce kendi mutluluğunun sorumluluğunu al... Yoksa başka birilerinin özgürlüğü üzerine düş kurabilenlerin değil, etrafında duvarlar örenlerin ülkesini sonsuzca yaşatacağız..
Hey sen, ruhun nasıl dans eder? Anlat bana.

Ezgi Turmuş Binici
Yazar
Dünyanın Sesi

0 yanıt Bir yanıt yazın

Yanıtınızı Bırakın