KIBRIS'TA TÜRKLERİNİ ZOR GÜNLER BEKLİYOR


Doğu Akdeniz üzerine perde arkalarında konuşulanları, yapılan pazarlıkları ve imzalanan gizli antlaşmaları şu anda dünya kamuoyunun bilme şansı yok fakat perde önünde cereyan eden trafiğe bakılırsa son bir asrın en yoğun diplomatik cambazlıklarının ve kurnazlıklarının had safhada olduğunu tahmin etmek çok kolay. Bu kadar uğraşın, devletler arası nezaketi, teamülleri, gelenekleri ve hatta antlaşma hükümlerini bir kertede çiğneyip geçmenin tek sebebi, bir damla daha fazla petrole sahip olma hırsından başka bir şey değil. Maalesef Sömürgeci güçler, bir asır önceki maruf deyimle “düvel-i muazzama” modern asrın insanının beynine bir damla petrolün, insandan daha değerli olduğunu kazıyarak öğretmiş durumda.

Doğu Akdeniz’in huzurunu ve geleceğini ilgilendiren son günlerdeki en önemli gelişme şüphesiz Amerika’nın Kuzey Kıbrıs Rum kesimine 33 yıldır uyguladığı silah ambargosunu önümüzdeki günlerde kaldırma kararı almasıdır. Bu kararı alırken de sanki Türkiye’ye meydan okur gibi, Rum kesiminden “kilit ortak” olarak bahsetmesi dikkatle altının çizilmesi gereken bir cümledir.  Yani 1950’li yıllardan beri Türkiye’nin stratejik ortağı olan Amerika’nın PKK, YPG ve daha telaffüz edilemeyen terör örgütlerinden sonra şimdi de Rum kesimini “kilit ortak “olarak dünya kamuoyuna sunması, önümüzdeki günlerde “olacakların” habercisidir.

Bu gelişmelerden yola çıkarak Amerika’nın hedefinin, dünyanın gözleri önünde PKK ve YPG’yi hücrelerine kadar nasıl silahla techiz ettiyse, Rum kesimini de “aynı nimetlere” gark edeceğini söylemek mümkündür. Yani bir tarafta Avrupa birliğine üye yapılan, dünyanın tanıdığı ve Doğu Akdeniz krizi ile daha da önem kazanan Rum kesimi, diğer tarafta da dünyanın “yok” farz ettiği, görmediği, sesine kulaklarını tıkadığı, içinde yaşayanları buharlaştırmak istediği Kuzey Kıbrıs Türk Devleti tarafı bulunmaktadır. Aynı ada üzerinde tüm haklara sahip olan bir kesimle, dünyaya kapıları kapatılan diğer bir taraf bulunmaktadır. 

Doğu Akdeniz’in dünya gündeminin ilk sıralarında olduğu bir dönemde Amerika’nın Kıbrıs’a yönelik ve Rumları ihyayı hedef alan bu kararı hayra alamet bir gelişme değildir. Rumlar silahlanırken, Türklerim eli kolu bağlanırsa, bir asır önce Girit’te yaşananların burada tekrarını seyretmiş oluruz. Bu açıdan Kuzey Kıbrıs’ı yönetenler kısır hesapları bırakarak, Girit’in akıbetini de iyi analiz ederek Türkiye ile daha da yakın ilişkiler içinde olmak zorundadır. Aksi durumda tehlike çanları kapıdadır. 

Yazar
Dünyanın Sesi

0 yanıt Bir yanıt yazın

Yanıtınızı Bırakın